Türkiye'de pek çok kişi sabah tuhaf bir rüyayla uyandığında "rüya tabirleri"ne bakar. Ama bu yorumlar nereden gelir? İnternetteki tabir sözlüklerinin çoğu kaynak göstermez; yorumlar birbirinden kopyalanır ve asıl kitapların adı kaybolur. Bu sayfa rüya tabirini, dayandığı klasik eserler üzerinden anlatıyor: kim yazdı, ne zaman yazdı ve gerçekte ne söylüyor.

Tabir kelimesi ve ilmi

Tabir (Arapça ta'bîr), rüyayı yorumlamak demektir. İslam dünyasında rüya yorumu bir halk eğlencesi olarak kalmamış, kendi kuralları ve kitapları olan ciddi bir ilim hâline gelmiştir. Bu yönüyle tabir, karşılaştırdığımız dokuz gelenek arasında ayrı bir yerde durur: Avrupa'nın ucuz rüya kitapları çoğunlukla ticari ve eğlencelikti, tabir ise bugün de yaşayan dinî bir mirastır. Bu yüzden ona saygıyla, sade bir dille ve kaynak göstererek yaklaşıyoruz.

İki temel kitap

Bu sitedeki tabir yorumları iki klasik esere dayanır. Türkçe aktarımlar Arapça metinlerden bizim yaptığımız çevirilerdir; modern Türkçe çevirileri kopyalamıyoruz.

Eser Yazar Not
Ta'tîrü'l-enâm fî ta'bîri'l-menâm Abdülganî en-Nablusî (ö. 1143/1731) alfabetik düzende büyük bir tabir sözlüğü
Müntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm İbn Sîrîn'e atfedilir (ö. 110/728) sonradan derlenmiş; ilk baskısı Kahire 1275/1858, Nablusî'nin kenarında

İbn Sîrîn ve Müntehab. Basralı âlim Muhammed İbn Sîrîn 728 yılında vefat etti ve adı zamanla tabirin kendisiyle özdeşleşti. Ona atfedilen Müntehabü'l-kelâm ise, ondan çok sonra yaşamış İbn Kuteybe (ö. 889) gibi yazarlardan alıntı yapar. Bu yüzden eserin ona ait olduğu kabul edilmez; doğru ifade "İbn Sîrîn'e atfedilen"dir. Eser ilk kez 1858'de Kahire'de, Nablusî'nin kitabının kenarında basılmıştır.

Nablusî ve Ta'tîrü'l-enâm. Abdülganî en-Nablusî 1731'de vefat etti. Ta'tîrü'l-enâm, rüyada görülen şeyleri alfabetik sırayla ele alır ve her maddede ayrıntılara iner: kim gördü, nerede gördü, rüyadaki şey ne yaptı.

Üç tür rüya

Tabir geleneği her rüyayı yorumlanmaya değer saymaz. Klasik ayrım üçlüdür: sadık rüya, nefsin rüyası, yani günün arzu ve kaygılarının kalıntısı, ve sıkıntı veren rüya. Klasik öğüde göre sıkıntı veren rüyalar anlatılmaz ve üzerinde durulmaz. Bu ayrım kendi başına bir bilgeliktir: Her rüya bir mesaj değildir, bazı rüyalar yalnızca nazikçe bir kenara bırakılmalıdır.

Bağlam her şeydir

Tabir kitaplarının en belirgin özelliği bağlama gösterdikleri dikkattir. Aynı imge, rüya sahibinin durumuna, imgenin rengine, büyüklüğüne ve rüyada ne yaptığına göre çok farklı okunabilir. Avrupa halk kitaplarının tek satırlık hükümlerinden farkı da buradadır. Birkaç örnek:

Yılan. Nablusî yılanı her şeyden önce bir düşman olarak okur, çoğu zaman düşmanlığını gizleyen güçlü bir kişi olarak. Yılanları renklerine göre derecelendirir: Siyah yılanlar düşmanların en hilekârı, en zehirlisi ve en kötü niyetlisidir; beyaz yılanlar ise zayıf ve güçsüz düşmanlardır. Müntehab da yılanı düşman sayar ve her düşmanı yılanın zararı, büyüklüğü ve kalınlığıyla ölçer. Ama beyaz yılan konusunda Nablusî'yle açıkça ayrılır: Beyaz yılanları baş edilmesi en zor düşmanlar olarak niteler. İki klasik kitap bu noktada birbiriyle çelişir.

Dişler. Nablusî dişleri rüya sahibinin ailesi olarak okur: Üst dişler baba tarafının erkekleri, alt dişler anne tarafının kadınlarıdır, ön dişler en yakın akrabalardır. Bir dişe ne olursa, o akrabaya olmuş gibi yorumlanır.

Su. Nablusî su maddesine güzel bir hayat ve evlilikle başlar ve insanın sudan yaratıldığını bildiren ayete dayanır. Tatlı suyu helal rızık ve hayat olarak okur. Aynı maddede İbn Sîrîn'den karşı görüşü de aktarır: Uykuda görülen su, dinde bir imtihan da olabilir.

Evlenmek. Nablusî ve Müntehab aynı yorumu verir: Rüyada evlenmek, kadının değeri, mevkii, adının anlamı ve güzelliği oranında bir otorite kazanmaktır.

Uçmak. Nablusî uçmayı yolculuk olarak okur: Sırt üstü uçmak rahat bir yolculuktur, yolculuğa çıkmayan biri için ise uçmak işsizlik ve boş kalmaktır. Bir damdan öbür dama uçmak, bir itibarlı kişiden ötekine geçmektir. Müntehab'a göre yolculuğa ihtiyacı olan için uçmak yolculuktur; aksi hâlde bir hâlden başka bir hâle geçiştir.

Bit. Nablusî bit öldürmeyi rüya sahibinin her dertten kurtulması olarak okur. Aynı yerde bunun sıkıntıdaki birine ferahlık olduğunu, bir biti ikiye bölmenin de bakmakla yükümlü olunan kişilere iyilik etmek olduğunu söyler.

Kedi. Nablusî kedi ısırığını ya da tırmığını bir yıl süren hastalık olarak okur; kedi yabaniyse yorum ağırlaşır. Müntehab da kedi ısırığını ya da tırmığını hizmet eden birinin ihaneti ya da hastalık olarak yorumlar ve İbn Sîrîn'in bunu bir yıllık hastalık saydığını kaydeder.

Ölüm. Hastalık olmadan, ölüm belirtileri görünmeden uykuda ölmek, iki kitapta da uzun ömür olarak okunur.

Altın: Batı'yla en net ayrılık

Tabirin Avrupa rüya kitaplarından en belirgin ayrıldığı yer altındır. Batı halk kitaplarının çoğu altını talih sayar. Nablusî ise altın maddesine, rüyada altının hoş görülmeyen bir şey ve mal kaybı olduğunu söyleyerek başlar. Müntehab, altının adı ve sarı rengi yüzünden yorumda övülmediğini, keder ve ceza olarak okunduğunu kaydeder. İki kitap altın giymek konusunda tek bir kelimeyle ayrılır: Nablusî'de rüya sahibi kendine denk olmayan bir aileye, Müntehab'da ise denk bir aileye evlenir.

Bu tür farklar bir utanç değil, içeriğin ta kendisidir. Aynı rüya imgesi farklı kültürlerde farklı okunur; bu, rüyaların sabit anlamları olmadığını, kültürlerin onlara anlam yüklediğini gösterir.

Tabir ve öteki gelenekler

Tabir, karşılaştırdığımız dokuz gelenekten biridir. Yılan, Polonya senniki için insan kötülüğü, 1908 tarihli bir Japon rüya kitabı için iyi bir evlilik, Çin'in Şarkılar Kitabı'nda ise bir kız çocuğunun habercisidir. Bu yorumları yan yana görmek için Kültürlere göre rüya tabirleri aracına bakabilirsiniz; her kart kitabın adını ve yerini verir. Yılanın renk ve sahneye göre ayrıntılı tabirleri rüyada yılan görmek sayfasında. Tabirin Mısır papirüslerinden Freud'a uzanan daha geniş tarihi ise rüya tabirinin tarihi rehberimizde anlatılıyor.

Bu sitede tabir nasıl kullanılıyor

Her tabir yorumunu kitabın adıyla veriyoruz: "Nablusî şöyle okur", "İbn Sîrîn'e atfedilen Müntehab'a göre". Diyanet'i bir tabir kaynağı olarak kullanmıyoruz ve klasik metinlerde bulunmayan bir yorumu uydurmuyoruz; kitaplar bir konuda sessizse bunu açıkça söylüyoruz. Tabir yorumlarının yanına psikologların aynı imge hakkında söylediklerini koyuyoruz.

Hiçbir rüya geleceği önceden bildirmez. Tabir kitapları bir kültürün neyi umduğunu ve neden korktuğunu kaydeder; bu yüzden değerlidir. Sizin rüyanız için en önemli soru ise şudur: Rüyada ne hissettiniz ve bu his uyanık hayatınızda neye benziyor?